Previous Next

İLİMİZ AKSARAY’IN ADI NEREDEN GELİYOR

Saygıdeğer Aflaklılar  ilginizi çekeceği kanaatiyle bugün sizlere  ilimiz Aksaray’ın  isminin nereden geldiğine dair     bir yazıyı aktarıyoruz.

Tarihte kurulan her köyün, her şehrin adının ister gerçek olsun, ister rivayet, isterse efsane bir hikayesi vardır. Aksaray’ın da adı hakkında birçok rivayet, birçok efsane anlatılır. İranlılar bölgeyi işgal ettiklerinde “Güzel atlar ülkesi” manasına gelen “CAPPADOCIA” adını bu bölgeye vermişlerdir. “Aksaray” adına dair rivayetler şöyledir; Darü’z-Zafer Haçlı seferleri sırasında II. Kılıçarslan başkent Konya dışında askeri bir üs kurmayı düşünür. Bunun için de günümüzdeki Aksaray’ı seçer. Şehri sağlam surlarla, medrese, cami, hastane, bedesten vb. kamu yapılarıyla süsler. Her zafer dönüşünde Aksaray’a uğrar, şenlikleri burada başlatır. Şehre de “Zafer Yurdu” manasında “DARÜ’Z-ZAFER” adını verir. Ah Saray – Aksaray Bir zamanlar Selçuklu sultanlarından birinin çok sevdiği kızı hastalanır. Ülkenin tüm hekimleri saraya çağrılır, ama hastalığın sebebi anlaşılamaz. Kızın “Ah Saray” sesleri odalarda yankılanmaktadır. O sırada saraya derviş kılıklı bir adam gelir. Sultandan izin alıp hastayı görür, konuşturur, nabzını dinler. Sevda kelimeleri geçtikçe kızın nabzının hızlandığını görür. Kızın kime sevdalı olduğunu, onun nerede yaşadığını öğrenir. Kız saraydan kurtulup sevdiğine kavuşamayacağını düşündükçe “Ah Saray” diye yankılanmaktadır.. Derviş, sultanın huzuruna çıkar. Sultana: -Sultanım gözdenizin kurtulmasını ister misiniz? diye sorar. Sultan: -“Evet, onun yaşaması benim yaşamamdır” der. Derviş öğrendiklerini sultana anlatır, hastalığın dermanının iki sevdalının evlendirilmesi olduğunu söyler. Rivayetlere göre Sultan, delikanlıyı buldurtur, getirtir. Düğün, dernek kurulur. Bundan sonra “Ah Saray” sesleri “AKSARAY’a dönüşür. Şehr-i Süleha Kılıçarslan burayı o kadar çok sevmektedir ki, kötü niyetli kişilerin bu kente giremeyeceğine dair bir ferman çıkartır. Suç işleyenin hemen başı vurulacaktır. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre bu amaçla sarayın giriş kapısının iki yanına tunçtan iki aslan heykeli yaptırır. Bunlar şehre gözcülük eder, kötü niyetli kişiler kente girdiklerinde aslanlar ağızlarından çıkardıkları alevlerle onları yakar, kül ederler. Bu yüzden iyilerin, doğruların, Salihlerin yaşadığı Aksaray’a “İyilerin yurdu” , “Salihlerin yurdu” anlamına gelen “ŞEHR-İ SÜLEHA” adı verilmiştir.

GURBETTE BAYRAM

Bayramı gurbette geçiren bir köylümüzün hissiyatlarını yorumsuz şekilde aktarıyorum.

Köye gidiyorum diye yazmış çok sevdiğim bir arkadaş. Bayramlığını giyinmiş çocuklar kadar mutlu mesut gitmiştir muhtemelen. Bayram günü köyde olmak.çok büyük bir mutluluk verir insana.
Anadoludaki birçok köyde olan “ baykuşların mekân tuttuğu” bir köy görüntüsü yok çok şükür köyümüzde.Tek tükte olsa bakımsızlıktan, sahipsizlikten yıkılan evlerin o virane halini görmek içimi acıtmıştır hep.
Aflakta olmak vardı bu bayram…İkindi serinliğinde evinizin önündeki salkım söğütün altında çay içtiğiniz yerlerde sakalını ovuşturan babanızın, acılarını süpüren gariban annenizin seslerini duyar gibi olursunuz.
Tamda bu yüzden köyde olmak vardı bu bayram sabahı. Yanımızdan çekip giden çocukluğumuzun ayak izlerini görmek vardı. Yağmur damlası sonrası toprak kokusunu içimize çekmek vardı.
Neydi o bayramlar gel de deme şimdi. Nerde o eski bayramlar diye. Ep ecer asbaplarımızı büyük bir sevinçle giyer bayramı öyle karşılardık. En yeni elbise dediysem şimdiki gibi marka falan değildi. Tabiri caizse vasattı. Sıradandı. Kalite nedir bilmezdik. Tek itirazımız elbiselerin ileride giyeriz diye bir numara büyük gelmesindendi. Akşamdan elbiselerimizi belki dört beş kere giyerdik ve pembe düşlerimizle birlikte geceye asar öyle yatardık. Sabah uyanır uyanmazda yerinde duruyormu diye hemen kontrol ederdik. Üstümüze kimi zaman bir numara bol gelen elbiselerle kuş gibi hafif olurduk.Sabah sokaklar zibil gibi çocuklarla dolardı.
Şeker toplamak, belki hiç gitmediğimiz evlerin kapısını çalmak büyük heyecan verirdi bize. Çünkü utangaçlığımızı kırdığımız anlardı. Belki tutmasak kalbimiz yere düşecek gibi olurdu. Şeker toplamaya evlere gittiğimizde bazen “sen kimin oğlusun ya da kızsın” diye sorulduğunda anne babamızdan birinin ismini verirdik de bir aferin alırdık. Bazende Muhatabımız sen şunlardansın ellam kanından benzettim gibi laflar ederdi. Bizi tanıyan büyüklerimizin ismimizin sonuna eklediği bey , onbaşı , çavuş gibi kelimeleri duymak her ne kadar bu kelimelerin ne anlama geldiğini bilmesekte yinede zafer kazanmış bir komutan gibi gururlandırırdı bu iltifatlar bizi. En güzel şekeri veren aile ise kahraman olurdu gözümüzde. Bu yüzden bir sonraki bayramda ziyaret edilmeyi garantilerdi o aile.
Büyükleri yeni kıyafetleri içinde görmek şaşkınlık verirdi bize ve onları daha güzel daha yakışıklı bulurduk. Bayramın ilk günü “ baba ocağında” toplanılırdı. Sıla hasretleri bayramlarda sona erer, büyük özlemler bayramlarda nihayet bulurdu.”İyi bayramlar ya da bayramınız kutlu olsun” demezdik. Bayram mübarek olurdu.”İyi bayramlar” sözü bize biraz yapmacık gelirdi. O yüzden bayramınız mübarek olsun derdik bayramlaşalım derdik. Büyüklerin ellerinden öper ellerini alnımıza koyardık. Büyüklerde bize çok bayram gör derdi ve yanaklarımızdan öperdi her defasında.
Bayramlarda hatırlamadığım nice estantaneler yaşardık. Bayramlar güzel günlerdi be. Gurbet ellerinde her bayram, yaralı yüreğinizin yeniden kanamasıdır. Annesizliktir, babasızlıktır.
Bayram günleri, vefat eden geçmişlerimizi özellikle de genç yaşta aramızdan ayrılanları rahmetle andığımız arkalarından fatiha okuduğumuz hüznü ve mutluluğu birarada yaşadığımız ama mutluluğun yaşama sevincinin her zaman daha ağır bastığı müstesna günlerdir. Zaten bizde bayram, bayram namazından sonra mezarlık ziyaretiyle başlar. Bizim deyimimizle önce öte dünyadakilerle bayramlaşırız sonrada bu dünyadakilerle….
Bayram günleri gurbette ise, hüznün adıdır.
Köye gidiyorum diye yazmış arkadaş. Bayramlığını giyinmiş çocuklar kadar mutlu mesut gitmiştir köye muhtemelen. Gerçekten de öyledir bayram günü köyde olmak sonsuz mutluluk verir insana.
Selam söyle köye arkadaş biz gelmedik daha doğrusu gelemedik. Belki başka bayrama….. Hasılı bayramınız mübarek olsun’.

RESİM SAYFASINA GİT

KARDEŞ KÖY MUCUR ALTINYAZI (AFLAK

Köyümüzün  tarihi ile ilgili anlatılan ve ilk yerleşim yerinden çıkan kavga veya anlaşmazlık sonucu bir kısmı bizim şu an yaşadığımız köye diğeri ise Kırşehir Mucur yakınlarına giden köylülerimizin kurduğu eski adı Aflak yeni adı Altınyazı olan köyle ilgili internette gördüğümüz bir haberi sizinle paylaşmak istiyoruz.

 

Şimdiki adıyla AltınyazıKöy Muhtarı Enver Akgün, köyde Aflak Baba adında iki türbenin
var olduğuna dair söylentilerin bulunduğunu, bu nedenle Aflak adının köy için daha
uygun olacağını söyledi.
Köyün yaklaşık 40 yıl önce kullanılan eski adının geri alınması için gerekli müracaatlarda
bulunacaklarını belirten Muhtar Enver Akgün, “Köyümüzün 45 yıl önce adı Aflak olarak
anılırken şimdilerde Altınyazı olarak anılıyor. Gerekli girişimleri yaparak köyümüzün
adının Aflak olmasını istiyoruz. Bizler hatırlamıyoruz ama Altınyazı olarak değiştirilmiş
köyümüzün adı türbesi bulunan Aflak adını almalı” dedi.

“Köyde höyük ve yeraltı yerleşmeleri var”
Köyde höyük ve yeraltı yerleşmelerinin olduğunu ifade eden Kent Konseyi Kültür ve
Sanat Bölüm Başkanı MehmetGöktürk, köyün eski adına dair bildiklerini şöyle anlattı:
“Eski adı 1960’li yıllara kadar Eflak yada Aflak iken bu tarihlerde Altınyazı olarak
değiştirilir. Köyün içerisinde adı kale olarak bilinen bir höyük vardır. Bu höyükte MÖ 2
binden günümüze kesintisiz bir yerleşim vardır. Hitit döneminden itibaren Frig,
Roma,Helenistik veMüslüman Türk döneminde yerleşim gören bir köydür.
Kalehöyük’ten başka köy içerisinde yeraltı yerleşmeleri vardır. Daha önce yapılan
çalışmalarda yeraltı yerleşiminin tescili yapılmıştır. Yeraltı yerleşimi içerisinde bir cami ve
klişe bölümü de bulunmaktadır. Kilisenin tavanında ise bir haç vardır. Türbe içerisinde ise
Peygamberimizin bir hadisinin de olduğu sanduka mevcuttur.Selçuklular döneminden
gelen bir sanduka tipinin örneğidir. Köy etrafında bir türbe olduğuna dair bilimsel bir bilgi
yok. Aflak Baba konusunda farklı ve kesin bir bilgi de yok dolayısıyla. Aflak Baba’ya ait
olduğunu bildiğimiz bir sanduka var. Aflak adı Romanya’ya Osmanlıların verdiği bir ad.
Romanya’ya Osmanlılar Eflak ve Boğdan adını vermiş. Muhtemelen Aflak Baba’nında
Romanya’dan geldiği düşünülebilir.”

Köyün giriş ve çıkışında yer alan tabelalarda, köylüler tarafından yazılan eski isim de
dikkatlerden kaçmıyor.Kaynak : İHA)

 

 

 

 

Bünyamin DEMİRYÜREK Vefat Etti

Bünyamin DEMİRYÜREK 11.06.2018 sabah 04.30 sıralarında aniden rahatsızlanarak Vefat etti.Merhumun cenazesi yarın sabah defnedilecektir.1951 doğumlu olan Bünyamin DEMİRYÜREK ‘e ALLAH’TAN Rahmet yakınlarına sabır ve uzun ömürler dileriz.

Hacı KARANFİL Vefat Etti

Hacı KARANFİL  04.06.2018 Saat 10.20 sıralarında vefat etti. Hacı KARANFİL’in Cenazesi 05.06.2018 öğle namazına müteakip akpınar köyünde toprağa verildi.1934 doğumlu olan Hacı KARANFİL’e ALLAH’TAN Rahmet yakınlarına sabır ve uzun ömürler dileriz.

Nizamettin ŞAHİN Vefat Etti

27Nizamettin ŞAHİN 27.05.2018 Aksaray Devlet hastanesinde Hakkın Rahmetine Kavuştu.Merhumun Cenazesi Aynı Gün Öğle Namazından Sonra Toprağa Verildi.Nizamettin ŞAHİN’e ALLAH’Tan Rahmet Yakınlarına  Sabır Ve Uzun Ömürler Dileriz.

Saniye GÖMÜKPINAR Vefat Etti

Yaklaşık iki senedir tedavi gören Saniye  GÖMÜKPINAR  24.05.2018 gece saat 11.00 sıralarında vefat etti Merhumenin cenazesi 25.05.2018 cuma namazından sonra toprağa verildi.Saniye GÖMÜKPINAR’ALLAH’Tan Rahmet Yakınlarına sabır ve uzun ömürler dileriz.

Çay İkramında Sınır Yok

Köyümüzde çay denilince hangi kabilenin akla geldiği hepimizin malumu tabiki babalar.  Nitekim geçenlerde bir vesileyle misafiri olduğumuz babalar bize çay ikram etti ve afiyetle içtik. Şimdi içinizden bazıları ne var bunda haber yapacak diyebilir. Evet çay ikram edilmesi sıradan bir olay ancak babalar burada da farkını ortaya koyarak çaya  düşkünlüklerini bir kez daha perçinlediler çünkü bize çay içermisiniz diye sormadılar semaver çayımı termos çayımı yoksa tüp gaz çayımı diye sordular. bizde karışık olsun dedik.

NOT. Bu Çay Malzemeleri Haber Yapmak İçin Organize Edilmemiştir.

Halit SERT Vefat Etti

Halit SERTGeçirdiği ani rahatsızlık nedeniyle beş gündür yoğun bakımda kalan Halit SERT 03.05.2018 Tarihinde Vefat Etti Merhumun Cenazesi 04.05.2018 Tarihinde Ortaköy Mezarlığına Defnedildi Halit SERT’E ALLAH’Tan Rahmet Yakınlarına Sabır ve Uzun Ömürler Dileriz.

Şaban Ali Eşi Hatem DEMİRYÜREK Vefat Etti

 

HATEM DEMİRYÜREKŞaban Ali Eşi Hatem DEMİRYÜREK 22.04.2018  saat 03.30 sıralarında vefat Etti. merhumenin cenazesi 25.04.2018 tarihinde bozkır köyü mezarlığına defnedildi.Hatem DEMİRYÜREK’E ALLAH’TAN Rahmet yakınlarına sabır ve uzun ömürler dileriz.