GURBETTE BAYRAM

Bayramı gurbette geçiren bir köylümüzün hissiyatlarını yorumsuz şekilde aktarıyorum.

Köye gidiyorum diye yazmış çok sevdiğim bir arkadaş. Bayramlığını giyinmiş çocuklar kadar mutlu mesut gitmiştir muhtemelen. Bayram günü köyde olmak.çok büyük bir mutluluk verir insana.
Anadoludaki birçok köyde olan “ baykuşların mekân tuttuğu” bir köy görüntüsü yok çok şükür köyümüzde.Tek tükte olsa bakımsızlıktan, sahipsizlikten yıkılan evlerin o virane halini görmek içimi acıtmıştır hep.
Aflakta olmak vardı bu bayram…İkindi serinliğinde evinizin önündeki salkım söğütün altında çay içtiğiniz yerlerde sakalını ovuşturan babanızın, acılarını süpüren gariban annenizin seslerini duyar gibi olursunuz.
Tamda bu yüzden köyde olmak vardı bu bayram sabahı. Yanımızdan çekip giden çocukluğumuzun ayak izlerini görmek vardı. Yağmur damlası sonrası toprak kokusunu içimize çekmek vardı.
Neydi o bayramlar gel de deme şimdi. Nerde o eski bayramlar diye. Ep ecer asbaplarımızı büyük bir sevinçle giyer bayramı öyle karşılardık. En yeni elbise dediysem şimdiki gibi marka falan değildi. Tabiri caizse vasattı. Sıradandı. Kalite nedir bilmezdik. Tek itirazımız elbiselerin ileride giyeriz diye bir numara büyük gelmesindendi. Akşamdan elbiselerimizi belki dört beş kere giyerdik ve pembe düşlerimizle birlikte geceye asar öyle yatardık. Sabah uyanır uyanmazda yerinde duruyormu diye hemen kontrol ederdik. Üstümüze kimi zaman bir numara bol gelen elbiselerle kuş gibi hafif olurduk.Sabah sokaklar zibil gibi çocuklarla dolardı.
Şeker toplamak, belki hiç gitmediğimiz evlerin kapısını çalmak büyük heyecan verirdi bize. Çünkü utangaçlığımızı kırdığımız anlardı. Belki tutmasak kalbimiz yere düşecek gibi olurdu. Şeker toplamaya evlere gittiğimizde bazen “sen kimin oğlusun ya da kızsın” diye sorulduğunda anne babamızdan birinin ismini verirdik de bir aferin alırdık. Bazende Muhatabımız sen şunlardansın ellam kanından benzettim gibi laflar ederdi. Bizi tanıyan büyüklerimizin ismimizin sonuna eklediği bey , onbaşı , çavuş gibi kelimeleri duymak her ne kadar bu kelimelerin ne anlama geldiğini bilmesekte yinede zafer kazanmış bir komutan gibi gururlandırırdı bu iltifatlar bizi. En güzel şekeri veren aile ise kahraman olurdu gözümüzde. Bu yüzden bir sonraki bayramda ziyaret edilmeyi garantilerdi o aile.
Büyükleri yeni kıyafetleri içinde görmek şaşkınlık verirdi bize ve onları daha güzel daha yakışıklı bulurduk. Bayramın ilk günü “ baba ocağında” toplanılırdı. Sıla hasretleri bayramlarda sona erer, büyük özlemler bayramlarda nihayet bulurdu.”İyi bayramlar ya da bayramınız kutlu olsun” demezdik. Bayram mübarek olurdu.”İyi bayramlar” sözü bize biraz yapmacık gelirdi. O yüzden bayramınız mübarek olsun derdik bayramlaşalım derdik. Büyüklerin ellerinden öper ellerini alnımıza koyardık. Büyüklerde bize çok bayram gör derdi ve yanaklarımızdan öperdi her defasında.
Bayramlarda hatırlamadığım nice estantaneler yaşardık. Bayramlar güzel günlerdi be. Gurbet ellerinde her bayram, yaralı yüreğinizin yeniden kanamasıdır. Annesizliktir, babasızlıktır.
Bayram günleri, vefat eden geçmişlerimizi özellikle de genç yaşta aramızdan ayrılanları rahmetle andığımız arkalarından fatiha okuduğumuz hüznü ve mutluluğu birarada yaşadığımız ama mutluluğun yaşama sevincinin her zaman daha ağır bastığı müstesna günlerdir. Zaten bizde bayram, bayram namazından sonra mezarlık ziyaretiyle başlar. Bizim deyimimizle önce öte dünyadakilerle bayramlaşırız sonrada bu dünyadakilerle….
Bayram günleri gurbette ise, hüznün adıdır.
Köye gidiyorum diye yazmış arkadaş. Bayramlığını giyinmiş çocuklar kadar mutlu mesut gitmiştir köye muhtemelen. Gerçekten de öyledir bayram günü köyde olmak sonsuz mutluluk verir insana.
Selam söyle köye arkadaş biz gelmedik daha doğrusu gelemedik. Belki başka bayrama….. Hasılı bayramınız mübarek olsun’.

RESİM SAYFASINA GİT